Kimsesizliğime düştün


21/2/2008 ·

 

Yeşildi dünyam, Maviydi... Bir de kahverengiydi.
.....
Beni bir ürkek ceylanlar tanırdı, bir de çingene serçeler...

Yalnız kuşların sesi gelirken kulağıma bir de kavak yapraklarının...
Sen;
Durgunluğuma düştün...
Ve büyüdün içimde büyüdüün, büyüdün;
Sudaki halkalar gibi.

Yeşildi dünyam,
Maviydi...
Bir de kahverengiydi; sen, bana düştüğünde! ..

Bakışların, kendi ortasından büyüyen sıcak halkalar gibi iç içe yayıldı içimde...
.....
Hoşgeldin, dedim.
Hoşgeldin sıcağım...
Hoşgeldin salıncağım!
.....
Ve savruldu başım uzuun bir iple dalına bağlanmış gibi..
Savruldum;
Sendeen sana doğru!
Beni, sadece ürkek ceylanlar tanırken bir de çingene serçeler...
Ve ben, yalnız kuşlarla kavak yapraklarının sesini tanırken...
Sen;
Durgunluğuma düştün...
Ve büyüdün içimde büyüdüün, büyüdün;
Sudaki halkalar gibi.
.....
Sen;
Sessizliğime düştün...
Sen;
Kimsesizliğime düştün...
Belki de onun için böyle büyüdün içimde;
Sudaki halkalar gibi!
 

Muammer Erkul

Yorum (1) Yorum yaz!

Çiçekleri Umudumuzun


21/2/2008 ·

 

Çok olun, çocuklar, çok olun,
yüzlerce olun, binlerce olun, onbinlerce.
Daha çok olun, daha çok olun,
yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun.
 
Bu dünya ne tek tek yaşamakta,
bu dünya ne rakının, ne şarabın içinde,
bu dünya ne parada, ne pulda,
ne kalleşlikte, ne zulümde.
Bu dünya aşkın içinde, alın terinde.
 
Çok olun, çocuklar, çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele,
yaşayın dünyayı doya doya,
açın kapıları, camları güneşe,
ne yeise kapılın, ne korkuya,
çok olun, çocuklar, çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele.
 
Mutlu olmak varken bu dünyada,
geceler geldi dayandı kapımıza,
olduk acımızla sarmaş dolaş,
bekledik düşümüzle koyun koyuna.
 
Çok olun, çocuklar, çok olun,
yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele,
bütün gündüzler sizin olsun,
yaşayın dünyayı doya doya.
 
Çocuklar, çiçekleri umudumuzun.

 

 


A.KADİR

Yorum (yok) Yorum yaz!

Papatya’m...


21/2/2008 ·

 

 

Israrla emdiği sigarasının dumanı henüz içindeyken öksürük tutan, kara kuru illetli bir adam gibi; her tarafından sesler ve dumanlar çıkartarak gelir kara trenler...
Bembeyaz papatya tarlalarının arasından geçerek...
Yahut ekşi suratlı kara kuru adamlar “kara trenler gibi” gelirler insanlar arasından;
Sevdalarıma doğru! ..
§
Sevdalarım nedir mi benim? ..
Benim sevdalarım; el değmemiş ve üzerine ayak basılmamış papatyalardır; gözleri sana benzeyen! .. Ve yaprakları sana benzeyen... Ve boyunları sana benzeyen; incecik! ..
Niye sana benzer ki papatyalar; böyle tiril tiril ve tertemiz oldukları için mi? .. Böyle her biri diğerlerinden farksız ama her biri bir diğerinden daha güzel olduğu için mi? ..
Yoksa, her bir papatyayı mükemmel kılan; dantelsiz, boyasız o sade güzelliğinin idrakinde olması mı?
§
Evet, sen “farksızsın” herkesten; tarlalar dolusu, binlerce papatya arasındaki herhangi bir papatya gibi...
Ama; “benim papatyam” gibi! ..
.....
Zaten sen herkes için özel değilsin ki; benim için özelsin... Hah işte bence sen; bunun için güzelsin! ..
§
Bütün çiçekler, “ne kadar güzel olduklarını” duymak ister habire...
Papatyalara ise bir papatyanın ne güzel olduğunu işitmek yeter! ..
§
Her yanından sesler ve dumanlar çıkartarak gelir kara trenler... Papatya tarlalarının arasından geçerek; sevdalarıma doğru! ..
Sevdalarım ise; el ve ayak değmemiş papatyalardır benim, kara trenlerin aralarından geçtiği...
Sevdalarım; her an ne kadar güzel olduğunu dinleyerek uyumak isteyen çiçeklerin aksine, herhangi bir papatyanın ne güzel olduğunu duymakla yetinen papatyalaradır...
.....
Sevdalarım;
Papatyalara benzeyen, sanadır! ..

 

Muammer Erkul

Yorum (yok) Yorum yaz!

Bir Aşkı Öldürdün Sen (Papatyaları Soldurdun Sen)


1/2/2008 ·

 

gözler değil sözler değil söylenmeyendir yaralayan
kuru dalda kalan son yaprak gibi bekledim
geldiğindeyse mevsim kıştı, kuru bir soğuktu bahar
papatyaları soldurdun sen...

yurtsuz bir gemisin açık denizlerde biliyorum zor
insanlar soruyor seni benden ağrıma gidiyor
hangi denizdeysen söyle kalbim oraya liman
bir ırmağı kuruttun sen...

gittikçe uzaklaşıyor gözlerin gözlerimden
ya bu gözler senin değil ya bu dünya yalan
kimin gözleri bu gökırmaklardan boşalan
beni ağlattın sen...

parça parça kalbi kim onarabilir yeniden
biten bir aşkın ağrısını ne dindirebilir
sevgili değil sevgiyi aradığına inanmıştım ben senin
bir aşkı öldürdün sen...

 

Hayrettin Horoz

Yorum (yok) Yorum yaz!

VUSLATA KALSIN


1/2/2008 ·

                                     

 

 

I

Heyhat

yeniden

ıskaladın

vuslatı…

 

Şimdi eyersiz atlar gibi özgür

ve lânetli bir keder gibi

uzak

yağmurda...

 

Çok dost olmasan,

çok olmazdı düşmanların da.

 

Çok galip gelmek istemesen,

Kim bilir böyle çok yenilmeyecektin.

 

Çok gülmesen belki bir zaman,

böyle öç almazdı hayat;

ağlamazdın

çok...

 

Çok sevmesen,

çok özlemezdin.

 

Çok görmesen, bilmezdin;

çok bilmesen, çok acıtmazdı hayat...

 

Çok gitmesin yollara;

upuzun yollara,

böyle çok olmazdı dönüşün…

 

Bana öyle uzak durmasan,

sana böyle yakın olmazdım.

 

                                  Yanmasam,

kül

kalmazdım...

Şehvetin türküsü vuslata kalsın!

 

II

Uçurumlar eskisin, bırak

ve şehvetin türküsü vuslata kalsın

ki bu başıbozuk uğultuda mağlûp sesim,

sesine varsın...

 

Seni bana uzak kılan

bu ıssız ve derin uçurumlar…

Uçurumlar utansın!

 

III

fakat diner şehvet

ve bir gün aşınır vuslat da.

Bir okyanusa baka baka kalırız palamarlarda;

 

kalırız, kuytularda...Sanki bir yalnız karınca

kararınca kalırız solgun güz bahçelerine aşklar varınca…

 

Ey kırık dal parçaları

uzak

yağmurda,

şehvetin türküsü vuslata kalır

ve yiter…

  

                       Her hikâye biter;

herkes yangınından külüne döner

ve bir ihanettir ten bedende

çekip gider... çekip gider!

 

Sonra kırık dal parçaları

uzak

yağmurda,

bize benzerler...

 

                                  IV

Hıçkırıkların

kuytuluklara,

 

sevincin

kahrına,

 

dönüşün

yıllara kurban!

 

Kalbin

kabrine,

 

dostluğun

pusulara,

 

yenilgin

umuda kurban!

 

Özlemim,

özlemine kurban yâr,

yangınım şimdi ben:

 

/Y a n g ı n ı m,

b i r   k i b r i t   ç ö p ü n e   k u r b a n !/

 

YILMAZ ODABAŞI

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::